SAHÂBE ARASINDAKİ MERHAMET

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-’in Ehl-i Beyti ile Sahâbe Arasındaki Rahmet Bağı

 

] Türkçe [

 

رحماء بينهم

التراحم بين آل بيت النبي ^ والصحابة ي

[باللغة التركية ]

 

 

Salih b. Abdullah ed-Derviş

صالح بن عبد الله الدرويش

 

 

Çeviren: Ebu Talha el-Medenî

ترجمة: أبو طلحة المدني

Tetkik eden: Muhammed Şahin

مراجعة: محمد شاهين

 

 

 

Rabva Semti İslâmî Dâvet Bürosu-Riyad

 المكتب التعاوني للدعوة وتوعية الجاليات بالربوة بمدينة الرياض

1429 - 2008

الإسلام بين يدي الملايين! شعار حملناه لنشر الإسلام الصحيح والفقه في الدين المستمد من الكتاب والسنة بفهم سلف هذه الأمة بعشرات لغات العالم

 

 


Önsöz

Hamd, Allah’a mahsustur. O’na hamdeder ve O’ndan yardım dileriz. Nefislerimizin şerrinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allah'a sığınırız. Allah kimi hidâyete erdirirse, o doğru yolu bulmuştur. Kimi de saptırırsa, artık onun için doğru yolu gösterecek kimse yoktur.

Bundan sonra…

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Âdemoğlunun efendisidir. Bu, bütün müslümanların üzerinde birleştiği şer'î bir gerçektir. Bu görüş birliği, -Allah’a hamdolsun- bu ümmet için büyük bir nimettir.

İlim ve diğer konularda imamlardan bazılarını Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’den üstün gören ümmetin yolundan sapmış kimselere itibar edilmez.[1]

Bu tür rivâyetler kitaplarda kayıtlıdır.Onları yorumlayan veya zayıf olduğunu söyleyen âlimler vardır.

Ras­ûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in konumu ve mertebesi, en büyük şefaatin ve havzın sahibi olduğu, dünya ve âhirette yüksek makama sahip olduğu apaçıktır. Bu gerçekleri hiç kimse inkâr edemez.

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in bereketleri, akrabaları Ehl-i Beyt’e ve ashâbına da geçmiştir. -Allah onların hepsinden razı olsun-.

Evet... Ehl-i Beyt’in yeri büyüktür.Nitekim bunu açıklayan birçok âyet ve mütevatir hadisler gelmiştir. Bu âyet ve hadisler, onlardan Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’e arkadaşlık edenleri kapsadığı gibi onların soylarını da kapsar, onların fazilet ve konumlarını açıklar.

Aynı şekilde sahâbe -Allah onlardan râzı olsun- hakkında gelen her âyet ve hadis de böyledir. Zirâ Rasûlullah -sallahu aleyhi ve sellem-’e arkadaşlık etme şerefini kazanan Ehl-i Beyt, bu kapsama ilk önce girer.

Birinci risâlede Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’e arkadaşlık etmekten bahsetmiştim. Bu kitapçıkta ise o sahabe arasındaki rahmetten bahsedeceğim.     -Allah onların hepsinden razı olsun-.

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in arkadaşlığı, onun arkadaşlığının fazileti ve bereket sahibi olan Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ile sahâbe arasındaki bağ hakkında konuşmaktan bıkmamamız gerekir. Sahâbe, ona inanmakla ve ona arkadaşlık etmekle “sahâbî” lakabını kazandılar. Onların, Naîm cennetlerindeki konumları ve dereceleri, amellerine ve rasûllerin efendisi ile birlikte yaptıkları cihada göre faklılık arzeder. Aynı şekilde Muhâcirler, Ensâr ve onlardan sonra gelenlerin dünyadaki mertebeleri de farklıdır. Bununla birlikte, Allah hepsine cenneti vâdetmiştir.

Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

 ...                       ﯻﯼ      ﯿ           ﰅﰆ         ﰊﰋ           

[ سورة الحديد من الآية: ١٠ ]

"Sizden birisi, Mekke’nin fethinden önce (Allah yolunda) harcayan ve (kâfirlere karşı) savaşanlarla ecirde bir olamaz. Onlar, Mekke’nin fethinden sonra (Allah yolunda) harcayan ve (kâfirlere karşı) savaşanlardan, Allah katında derece bakımından daha üstündürler. Bununla birlikte Allah, her iki topluluğa da cenneti vâdetmiştir. Allah, yaptıklarınızdan haberdârdır."[2]

Evet...Hepsinin kendine âit fazilet ve mertebesi vardır. Bize düşen, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e arkadaşlığın önemini ve onun başlıbaşına bir mertebe olduğunu idrak etmektir. Onların mertebeleri amellerine göredir ve onlar derece derecedirler. İlk müslümanlar, en yüksek mertebeye sahiptirler. Allah Teâlâ'nın sahâbîlik ve Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’e akrabalığı nasip ettikleri kimselerin ise, sahâbîlik derecesi ve akrabalık hakkı vardır. Onların mertebeleri de amellerine göredir.Onlar, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in temiz âilesidir. -Onlara selâm olsun ve Allah onların hepsinden râzı olsun-.

Kıymetli okuyucu,

Ümmetin fırkalara bölünmesinin sebeplerini araştırıp bu sorunu çözmek şer'î bir taleptir. Burada, sonuçları ümmeti sarsan büyük bir sorundan bahsedeceğim. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-’in ashâbı ile Ehl-i Beyt ve diğer insanlar arasındaki merhametten kısaca söz edeceğim. Aralarında geçen savaşlara rağmen onlar birbirlerine karşı yine de merhametlidirler.Uydurma hikâyeler anlatanlar bilmez gibi görünseler ve haberleri rivâyet edenler ondan bahsetmeseler de, bu bir gerçektir, bu gerçek apaçık kalacak ve bu haberleri aktaranların çoğunun uydurmalarına ve hayallarine cevap verecektir. Bu uydurmaları, hevâ sahipleri, siyasî emelleri olanlar ve düşmanlar tarafından menfaatlarını gerçekleştirmek ve bu ümmet arasındaki ayrılık ve bölünmeyi kökleştirmek üzere kullanılmıştır.

 


ÇAĞRI:

Ümmetin tarihi hakkında araştırma yapan ve yazanlara, hatta sözbirliğine ve safların bütünleşmesine (birleşmeye) dâvet edenlere sesleniyorum.

Küreselleşmenin tehlikesinden, etkilerinden ve bu etkilere karşı mücadelede birleşmenin gerekliliğinden bahsedenlere sesleniyorum.

Hatta, ümmeti için duyarlı olan herkese sesleniyorum ve diyorum ki:

Olumsuz etkileri olan ve düşmanlığı kökleştiren tarihsel olayları ve sorunları, araştırıp incelemeden neden ortaya atıyoruz? Halk toplulukları için mi, körükörüne bir taklitçilik için mi, ya da maddi bir kazanç için mi?

Çok zayıf rivâyetlere, hevâ ve benzeri şeyler üzerine kurulu fikirlere veya tarihî sorunlara büyük çaba ve vakitler harcayan araştırmacı ve yazarların pek çoğuna hayret edersin.Hatta onlardan kimisi,iyi bir iş becerdiğini ve ilmi gerçeklere ulaştığını sanır!!! Oysa ulaştıkları şey, ümmeti bölüp parçalamaktan başka bir şey değildir.Çalışma ve çabalarının neticesini sorduğunuz zaman kendisinden bir cevap alamazsın.Onların en iyisi sana, bunu sadece ilim için yaptığını söyler.

Peki, burada dayandığı ilmî temel nerededir?

Sahâbîlik risâlesinde, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ile kıymetli ashâbı arasındaki bağdan ve Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in görevle-rinden birisinin de kendisine îmân edenleri arındırmak olduğundan bahsedilmişti. Onlar, Allah Teâlâ'nın, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-’e îmân ve ona arkadaşlık etmekle şereflendirdiği ümmî kimselerdir.

Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

                                                  [ سورة الجمعة الآية: ٢]

"Ümmîlere (okuma-yazma bilmeyen araplara) içlerinden, kendilerine âyetlerini okuyan, onları (her türlü kötü inanç ve ahlaktan) arındıran, onlara Kitab’ı (Kur'an'ı) ve hikmeti (Sünnet'i) öğreten bir peygamber gönderen O’dur. Kuşkusuz onlar önceden (Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in peygamberliğinden önce)  apaçık bir sapıklık içindeydiler."[3]

Onlar, rahmet ve hidâyet elçisinin eğitim (arındırma) ve öğretiminden geçen kimselerdir.

Daha önce, komutan Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ile askeri, örnek Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ile kendisini örnek alanlar,komşu Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ile ona komşuluk yapanlar ve onunla birlikte yaşayanlar,devlet başkanı Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ile onun yönetimi altında yaşayan sahâbe arasındaki bağdan bahsedilmişti.

Birinci kitapçıkta, -dilersen buna birinci bölüm de diyebilirsin-, bu bağdan bahsedilmişti.[4]

Kıymetli okuyucu,

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in, Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın kendisine emrettiği risâleti tebliğ etme, ashâbını arındırma ve onlara öğretme gibi görevleri en iyi bir şekilde yerine getirdiğinde kuşkun olmasın. Bu arındırmanın semerelerinden birisi de, sahâbenin tabiatı haline gelen övgüye lâyık hasletlerdir. -Allah onlardan razı olsun-. İnsanların iyiliği için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmet olmak, onlar için yeterlidir.

Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur: 

        ... [ سورة آل عمران من الآية: ١١٠]

"(Ey Muhammed ümmeti!) Sizler, insanların iyiliği için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz."[5]

Allah Subhânehu’nun:

"ortaya çıkarılmış" buyruğunu iyice düşün. 

Onları insanlar arasından çıkaran ve onlara bu mertebeyi veren kimdir?

Allah Teâlâ’nın şu âyeti de bunun gibidir:

                        ﭵﭶ...  [ سورة البقرة من الآية: ١٤٣]

"(Ey müslümanlar! Sizi dînde doğru yola ilettiğimiz gibi) aynı şekilde sizi, insanlara (kıyâmet günü peygamberlerin, risâlet görevlerini tebliğ ettiklerine dâir) şâhitler olmanız, Rasûl’ün de size (risâleti tebliğ ettiğine) şâhit olması için sizi mutedil (orta yolu izleyen) bir ümmet kıldık."[6]

Allah Teâlâ’nın onları tanımlamak, onlara övgüde bulunmak ve onlardan bahsetmek üzere indirdiği âyetler pek çoktur.Onların bazı tavırları ve bunlar hakkında inen âyetlerden daha önce bahsedildiği için burada tekrar etmeye gerek görmedim.

 


RASÛLULLAH -sallallahu aleyhi ve sellem-’İN ASHÂBININ SIFATLARI:

Kıymetli okuyucu,

Onların, başkaları için gerçekleşmesi mümkün olmayan ayrıcalıklara sahip eşsiz bir nesil olduğunu unutmamalısın! Onlar, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’e arkadaşlık etme (sahâbe olma) şerefini kazanmışlardır.

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- onları eğitmiş, onlara bilmedikleri şeyleri öğretmiş ve onları terbiye etmiştir. Onlarla birlikte kafirlere karşı savaşmış ve onlar da kendisine yardım etmişlerdir.

Onların mutlaka okutulması ve açıklanması, kendisinden sürekli bahsedilmesi ve bütün müslümanlar tarafından bilinmesi gereken sıfatlardan birisi üzerinde duracağız.

Bu sıfatın ne olduğunu bilir misin?

Hiç şüphesiz bu sıfat, merhametin tâ kendisidir.

Soru: Neden bu sıfattan bahsediyoruz?

Kıymetli okuyucu,

Bu değerli sıfatın sırrı üzerinde hiç düşündün mü?

Şüphe yok ki bu konuda konuşmayı gerektirecek birçok sebep olduğunu göreceksin.Fakat ben burada, bu kitapçık için birtakım sebepleri sana kısaca özetleyeceğim.

Birinci sebep:

Sifatın bizzat kendisi ve içerdiği anlamlardır. Bunun hakkında gelen Kur'an âyetleri, yaratılmışların efendisi Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-’den gelen hadisler ve değerli ashâbından gelen eserlerdir. Rabbimiz Subhânehu ve Teâlâ, Rahman ve Rahim’dir.

Allah Subhânehu, sevgili Peygamberi -sallallahu aleyhi ve sellem-’i tanımlarken şöyle buyurmuştur:

                                 [ سورة التوبة الآية: ١٢٨]

"Andolsun size kendinizden öyle bir rasûl (elçi) gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir.O, size (îmânınıza ve işlerinizin düzelmesine) çok düşkün ve mü’minlere karşı çok şefkatlidir, merhametlidir."[7]

 

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- de şöyle buyurmuştur:

(( مَنْ لَا يَرْحَمُ لَا يُرْحَمُ. )) [ متفق عليه ]

"Merhamet etmeyene merhamet edilmez. (İnsanlara merhamet etmeyene, Allah Teâlâ da merhamet etmez)."[8]

Bu sıfatın bizzat kendisi hakkında konuşacak olursak konu uzar gider. Onun hakkında gelen âyet ve hadisler pek çoktur ve bilinen şeylerdir.

İkinci sebep:

Allah Subhânehu ve Teâlâ, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in ashâbını överken onlar için, başkasını değil de bu sıfatı seçmesinde hikmetler ve çok önemli faydalar vardır. Onların bu  sıfatla tanımlanmaları ilmi bir mucizedir. Kim bunun üzerinde iyice düşünürse o mucize ortaya çıkacaktır. Çünkü âyet, sahâbenin kendi aralarındaki merhamet sıfatını özellikle vurgulamak için gelmiştir.O halde  Allah Teâlâ diğerlerini değil de niçin bu sıfatı zikretmiştir?

Çünkü bu sıfatta, o dönemde henüz ortaya çıkmamış ve kitaplarda da yazılmamış, ama daha sonraları uydurma hikâyeler anlatanlara ve onlardan sonra gelenlere konu olacak karalamalara cevap vardır. Yine de Allah en iyisini bilendir.

Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:

    ﭓﭔ                   ﭛﭜ                  ﭤﭥ               ﭫﭬ...[ سورة الفتح من الآية: ٢٩]

"Muhammed, Allah’ın elçisidir.Beraberinde olanlar da kâfirlere karşı çetin, kendi aralarında merhametlidirler. Onları, (namazlarında) rükûya varırken, secde ederken görürsün.Onlar, Allah’tan bir lütuf ve hoşnutluk ümit ederler. (Allah'a itaatlerinin) belirtileri, yüzlerindeki secde izindendir..."[9]

Üçüncü sebep:

Bu gerçeğin, yani sahâbenin birbirlerine karşı merhametli ve merhamet sıfatının kalplerine iyice yerleşmiş olduğunun kesin olarak belirtilmesi, Rasûlullah    -sallallahu aleyhi ve sellem-’in ashâbının birbirlerine karşı vahşice davranıyorlarmış ve ilişkilerine düşmanlık hakimmiş gibi gösteren asılsız rivâyetlere, vehimlere ve uydurma hikâyelere cevap niteliğindedir.

Evet... Sahâbenin birbirlerine karşı merhametli oldukları inancı sağlamlaşıp kalbinin derinliklerine yerleşirse, kalbin huzur bulur ve Allah Teâlâ’nın kendileri için duâ edilmesini emrettiği kişilere karşı beslediğin kin kalbinden çıkar.

Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:

                                                         

[ سورة الحشر الآية: ١٠]

"Onların (Ensâr ve Muhâcirlerin) arkasından gelen (mü'min)ler, Ey Rabbimiz! Bizi ve îmânda bizi geçen kardeşlerimizi bağışla.Kalplerimizde îmân edenlere karşı hiçbir kin (ve haset) bırakma.Ey Rabbimiz! Şüphesiz ki sen (kullarına) çok şefkatli ve (onlara) çok merhametlisin, derler."[10]

Dördüncü sebep:

Araştırmacıların dayandığı temellerden birisi de senetle birlikte metin ile de ilgilenme, senetlerinin sâbit oluşundan sonra rivâyetlerin metinlerini de araştırmak ve rivâyetleri Kur’an âyetlerine ve İslâm’ın mutlak asıllarına sunmaktır. Aynı şekilde rivâyetlerin arasını bulmak da, ilimde derinleşen âlimlerin metodudur.

Tarihî rivâyetl